Niye bazıları ağzına geleni söyleyip rahat uyku uyurken, "içine atan", sessizliğe gömülüp kendi dehlizlerinin karanlığında yapayalnız kabuslar görmeyi seçmiştir?
can dündar demişki;
”İçine atan"ları bilmeyenler, kestiremezler bu ani tepkinin nedenini... Yanlış yerde ve son günlerde ararlar ipucunu.. Oysa onca yılın suskunluğuyla kaynaya kaynaya dolmuştur yanardağ.. Ve gün gelmiş patlamıştır.
İntiharı, doğumudur "içine atan"ın.. İlk kez yüksek sesle konuşmuştur ve çoğu kez, son olur bu.. Artık geride bıraktığı efsane konuşacaktır, kendisi yerine... “
Oysa ne kadar gizlemeye çalışsa da, içindeki fırtınanın birilerine fark edileceği umudunu hep korur. Suskunluğunun her şeyi anlattığını sanır. Sanki onca gürültü içinde birileri gözbebeklerini okuyacak ve konuşmayı bilmeyen bir çocuğun derdini anlar gibi, iç dünyasında çağlayan nehrin sesini duyacaktır. Başını sessizce öne eğişinden, sitemkar imalarından, dargın yalnızlığından derdini anlayacak, şifresini çözüp sessizliğini sese çevirecek birini bekler umarsızca..
Oysa gürültünün çağında, kimselerin vakti yoktur, anlatmayanın derdini anlamaya..
Kimse kimsenin gözbebeğine bakıp konuşmaz; yüreğini dinlemeye yanaşmaz..
Öyle olunca da hepten içine kapanır "içine atan".. Maddi varlığını dibe çeken bu manevi yükün ağırlığıyla yaşamayı öğrenir.. Yükünü sırtlayıp, kendi iç sesiyle sohbet ederek yürümeye koyulur.. Kendine yazılmış mektuplar, meçhule karalanmış satırlar, sadece yastığının bildiği sırlarla örer kozasını...
1 yorum:
itiraf etmeliyim ki bn de onlardanım...=)
Yorum Gönder