bizim gençliğimiz trt2 deki ressam amcanın resme sıçtığı an sanrısıyla geçti kuzum.., teyakkuzuz: )

90 larda çocuk olmuştur..
ufacıkken evinde commodore 64 ü vardır, ömrünün tazecik yıllarında bütün yaz tatillerini, hafta sonlarını kafa ayarı yapmakla harcadığı için zen felsefesini öğrenmiş sabır konusunda hz. eyubu geçmiştir.. gerekirse dial up ile kazaadan film bile indirebilir, 16 ay askerlik yapar ama gıkı çıkmaz..


16 Eylül 2007 Pazar

Nedir ???

Hala hayatta olmamın bilimsel ya da mucizevi bir açıklaması yok. Tesadüfler eseri de değil. Birilerinin işine geliyor hayatta olmam. Hepsi bu. Sözü her yere geçen birilerinin. Hayatta kalışımı birileri organize ediyor olmalı. Ve bu organizatörler benimle karşılaşmamak için her şeyi yapıyorlar. Sakat doğmuş bir bebeğin yanına sadece onu beslemek için giden anne babalar gibi. Çamurdan yarattığı insan oğlunun içinde birinin hala çamur olarak kaldığını görmek korkutuyor yukarıdakileri. Çamur kadar şekilsiz, yararsız, pis bir yaratık istemiyorlar ayak altında. Ne de olsa cennet de, cehennem de insanlar için. Hala çamur olanlar için değil ! Ne Tanrı ne de şeytan. İkisi de kirletmek istemiyor elini, beni hükümdarlıklarına sokarak. Belki çözüm olarak soğumamış çamurumdan birkaç insan yaratıp geri yollamayı düşünüyorlardır. Belki de suyla karıştırıp yok etmeyi. Hakkımda konuştuklarını duyar gibiyim. Tartıştıklarını. Benimle ne yapacaklarını bilemedikleri için sinirlendiklerini… Ama ikisi de biliyor ki benim yerim onları tahtlarının ortasındaki boşluk. Kulaktan kulağa oynamalarını sağlayacak ortadaki adam. İkisinin evi de benim yerim değil. Ben ancak bahçelerini ayıran duvarın üstünde oturabilirim. Yerim orası. Şeytan ile Tanrı’nın tam ortasında! Ne yakın, ne uzak. İyilik ile kötülüğün kesiştiği bir nokta yoktur. Yan yana dururlar birbirlerine dokunmadan. Ve dokunmadıkları yerde ben varım. Ne iyiyim, ne kötü. Ne kutsalım, ne şeytani. İkisine de değmeden oturuyorum. Onlar yokmuş gibi yaşıyorum. Komşularımı sevmedim zaten hiçbir zaman. Onlarla da ilgilenmiyorum. Bazen çocuklarının topları kaçıyor benim boşluğuma. Gelip konuşuyorlar benimle, değişip değişmediğimi görmek için. Anlıyorlar ki hala çamurum. Hala sıcağım, soğuyup insan olmamışım.

Ama onlar da alışmıştır artık. Onlar da sıkılmıştır pişman olmaktan benim yaratıldığıma. Kestirip atmak için akıbetimin pazarlığını, biri diğerine şunu söylüyordur;

“Boş ver. Ne yaparsa yapsın, elbet soğur! Elbet insan olur! Bizden daha çok var olacak değil ya !”

Soruyordur karşısındaki de.

“Emin misin ?”

Hiç yorum yok: